Monday, July 23, 2007

İki([1], [2]) yazı okudum, ikisinde de şaşkınlık var. Nasıl olur da fındık üreticileri bile AKP'ye oy verir? Onlar değil miydi ağlayan, sızlayan, kızan, sokaklara dökülen?
Şöyle bir söz var; "her millet, hakedildiği yönetici tarafından yönetilirmiş."

Tabi bunlar, bu kadar oy aldığı için AKP'yi tebrik etmemize engel değil.
Seçimlerde, halk AKP dedi.
Hayırlı, uğurlu olması dileğiyle...

Dün de ben biriyle konusurken AKP ve DP benzetmesi yapmıştım. DP, zamanında karşıt düşünceleri olan insanları hükümette olmanın da verdiği güçle cezalandırıyordu. AKP'nin ceza sistemi ise hemen sinir olduğu kurumları maliye ekiplerini göndermesiydi.
Ne tesadüftür ki; Tayyip Erdoğan "AKP, Menderes'in DP'sinden sonra oylarını hükümette iken arttıran ikinci partidir" konuşmasını yaptı.
Ama umuyorum ki; AKP, sert üslubunu bırakır.

Not: Bu konu hakkında Can Dündar da bir yazı yazmış.

Thursday, July 19, 2007

Leyla Zana, 1995 ve 1998 yıllarında Nobel Barış Ödülüne aday gösterilen biri.
Diyarbakır doğumlu olan Leyla Zana, kendisinden "Kürdistanlıyım" diye bahsetmiş. Bu söylemiyle barışa destek verir gibi gözükmüyor.
Nasıl bir ironi!

Tuesday, July 17, 2007

CHP'nin gazete reklamları ile illa da karşılaşmısınızdır. Dikkatinizi çeken ne idi? Gazete ilanlarında, iktidara gelirse ne yapacağından ziyade, AKP ve özellikle de Tayyip Erdoğan'ın açıklarını anlatması.
Normal koşullarda seçmenin o reklamlarda, CHP'nin iktidara gelirse neleri ve nasıl yapacağını anlatan bir yazı görmes gerekiyor bence.
17 Temmuz Referans Gazetesi'nde Burak Bekdil'in seçimlere farklı bir açıdan baktığı 'Mazot 1 YTL; bir oy kaç YTL' başlıklı bir yazısı var.
Yazıda vurgulanan konulardan biri de şu; tüketici haklarına göre aldığımız bir ürünü sebep göstermeksizin iade hakkımız var iken, neden kullandığımız oy için de aynı şey geçerli değil?
Recep Tayyip Erdoğan, Isparta mitinginde "eğer iktidara tek başına gelmezsek, siyasetten çekileceğim" demiş.[1]
Eğer geçen seçimden önce söylediği "dokunulmazlıkları kaldıracağım" sözü gibi olacaksa, bu pek de inanılası değil.[2]

[1] http://www.milliyet.com.tr/2007/07/17/son/sonsiy12.asp
[2] Deniz Baykal, Erdoğan'ın bu sözünü Mecliste de tekrarlıyor ve tutanaklara geçiyor;
http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/tutanak_b_sd.birlesim_baslangic?P4=15745&P5=H&page1=41&page2=41

Monday, July 16, 2007

Melih Aşık'ın Milliyet'teki 15 Temmuz 2007 tarihli yazısına göre Recep Akdağ ile bir genç arasında şöyle bir diyalog geçmiş;

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Erzurum'un Olur ilçesinde bir kahvenin önünde oturan gençlerle tokalaşmak istiyor. Ancak Durmuş Şahin adlı genç elini uzatmıyor, Akdağ, neden elini uzatmadığını sorunca delikanlı izah ediyor:
- Ben iktidar olup da bu vatana ve millete faydası olmayanların elini sıkmam...
Bakan Akdağ da bu yanıta karşılık:
- Sen bana vatan haini mi demek istiyorsun. Vatan haini sensin. Senin anan vatan haini, baban vatan haini diye çıkışıyor.
....

Bu olaydan sonra Recep Akdağ gence hakaret davası açıyor ve tutuklanmasına sebep oluyor.
Bu noktada benim aklıma şu geliyor; "bu genç, eğer orada Recep Akdağ'a hakaret etseydi, korumalar zaten üstüne atlardı" ki zaten Millyet'in 15 Temmuz 2007 haberinde de bu genç aynı şeyi söylüyor.