Tuesday, December 18, 2007

Amerika yardım mı ediyor?!

Bir kaç saat önce haberler izliyordum. Malum, sınır ötesi operasyona kitlenmiş durumda bütün haberler. Ama benim dikkatimi başka bir şey çekiyor; her haberde, "Amerika yardım etti", "Amerika istihbarat verdi" gibi sürekli Amerika'ya övgü yağdıran cümleler geçiyor. Ve sonra haber PKKlıların ses kayıtlarını yayınlıyor. Şurası ilginç, PKKlilar da şu şekilde bir cümle kuruyor; "Türk uçakları bunlar, Amerika yardım ediyor."
Haydaaaa....

Tuesday, October 09, 2007

O kadar şehit veriyoruz. Ve halen Tayyip "Başkan Bush ile görüşeceğim" diyor. En son görüşmesinde Tayyip, Bush'u kararlı gördüğünü söylemişti, acaba yine gidip "kararlı gördüm" mü diyecek?

Monday, October 01, 2007

PKK'nin elinde Amerikan yapımı top, tank olduğunu söyleyen Tayyip Erdoğan, çark ederek bunların eski haber olduğunu, fotoğrafları internette gördüğünü söyleyerek komik bir duruma düştü. İstihbarat denen bir olay var, bir başbakan niye böyle bir şey yapabilir, bu iş çocuk oyuncağı mı? Böyle gündem yaratan bir söz atacaksan ortaya sonra "şaka yaptım, şaka yaptım" der gibi eğleneceksin. Bence, sakın şu üç kelime olmasın bu çark etmenin sebebi; "seni koltuğundan indiririz."

Thursday, September 13, 2007

Tayyip Erdoğan, "Haksızlıklar karşısında susmayın!", "Seslerinizi yeterince çıkarın!", "Bağırın, çağırın, sesinizi duyurun!" diyor.
Çok ilginç; yoksa konuşma, eleştirme özgürlüğü mü veriyor?
İnanmam!
Yoksa bir taktik mi bu, "bana karşı olan herkesi göreyim de ileride icabına bakarım" mı demek istiyor acaba?

Tuesday, September 11, 2007

AKP hükümetinin, kapalı kapılar ardında hazırlattığı anayasayı hazırlayan ekibin lideri Prof. Ergun Özbudun, yeni anayasada geçici 15. maddenin olmayacağını söylemiş. Şimdiki anayasada bulunan geçici 15. madde, 12 eylül darbesini yapan cuntanın yargılanmasını engelliyor.
Ayrıca Özbudun, TBMM Başkanı'nın yargılanabileceği gibi Genelkurmay Başkanı'nın da yargılanabileceğini söylüyor yeni anayasa ile ve ekliyor; "Bir hukuk devletinde yargılanamayacak kimse olamaz."
Madem öyle, ben de soruyorum; madem bir hukuk devletinde yargılanamayacak kimse olamaz, bu dokunulmazlıklar ne olacak peki?

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/news/419615.asp

Monday, September 10, 2007

Emre Kongar'ın geçen pazartesi günü, Cumhuriyet gazetesinde çok güzel bir yazısı vardı. Türkiye'nin bu güne gelmesinde önemli rol oynayan kilometre taşlarını belirtmiş. Bunların arasındaki bağlantıyı da sebep-sonuç ilişkisi içinde yazmış. Yazı burada.

Monday, July 23, 2007

İki([1], [2]) yazı okudum, ikisinde de şaşkınlık var. Nasıl olur da fındık üreticileri bile AKP'ye oy verir? Onlar değil miydi ağlayan, sızlayan, kızan, sokaklara dökülen?
Şöyle bir söz var; "her millet, hakedildiği yönetici tarafından yönetilirmiş."

Tabi bunlar, bu kadar oy aldığı için AKP'yi tebrik etmemize engel değil.
Seçimlerde, halk AKP dedi.
Hayırlı, uğurlu olması dileğiyle...

Dün de ben biriyle konusurken AKP ve DP benzetmesi yapmıştım. DP, zamanında karşıt düşünceleri olan insanları hükümette olmanın da verdiği güçle cezalandırıyordu. AKP'nin ceza sistemi ise hemen sinir olduğu kurumları maliye ekiplerini göndermesiydi.
Ne tesadüftür ki; Tayyip Erdoğan "AKP, Menderes'in DP'sinden sonra oylarını hükümette iken arttıran ikinci partidir" konuşmasını yaptı.
Ama umuyorum ki; AKP, sert üslubunu bırakır.

Not: Bu konu hakkında Can Dündar da bir yazı yazmış.

Thursday, July 19, 2007

Leyla Zana, 1995 ve 1998 yıllarında Nobel Barış Ödülüne aday gösterilen biri.
Diyarbakır doğumlu olan Leyla Zana, kendisinden "Kürdistanlıyım" diye bahsetmiş. Bu söylemiyle barışa destek verir gibi gözükmüyor.
Nasıl bir ironi!

Tuesday, July 17, 2007

CHP'nin gazete reklamları ile illa da karşılaşmısınızdır. Dikkatinizi çeken ne idi? Gazete ilanlarında, iktidara gelirse ne yapacağından ziyade, AKP ve özellikle de Tayyip Erdoğan'ın açıklarını anlatması.
Normal koşullarda seçmenin o reklamlarda, CHP'nin iktidara gelirse neleri ve nasıl yapacağını anlatan bir yazı görmes gerekiyor bence.
17 Temmuz Referans Gazetesi'nde Burak Bekdil'in seçimlere farklı bir açıdan baktığı 'Mazot 1 YTL; bir oy kaç YTL' başlıklı bir yazısı var.
Yazıda vurgulanan konulardan biri de şu; tüketici haklarına göre aldığımız bir ürünü sebep göstermeksizin iade hakkımız var iken, neden kullandığımız oy için de aynı şey geçerli değil?
Recep Tayyip Erdoğan, Isparta mitinginde "eğer iktidara tek başına gelmezsek, siyasetten çekileceğim" demiş.[1]
Eğer geçen seçimden önce söylediği "dokunulmazlıkları kaldıracağım" sözü gibi olacaksa, bu pek de inanılası değil.[2]

[1] http://www.milliyet.com.tr/2007/07/17/son/sonsiy12.asp
[2] Deniz Baykal, Erdoğan'ın bu sözünü Mecliste de tekrarlıyor ve tutanaklara geçiyor;
http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/tutanak_b_sd.birlesim_baslangic?P4=15745&P5=H&page1=41&page2=41

Monday, July 16, 2007

Melih Aşık'ın Milliyet'teki 15 Temmuz 2007 tarihli yazısına göre Recep Akdağ ile bir genç arasında şöyle bir diyalog geçmiş;

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Erzurum'un Olur ilçesinde bir kahvenin önünde oturan gençlerle tokalaşmak istiyor. Ancak Durmuş Şahin adlı genç elini uzatmıyor, Akdağ, neden elini uzatmadığını sorunca delikanlı izah ediyor:
- Ben iktidar olup da bu vatana ve millete faydası olmayanların elini sıkmam...
Bakan Akdağ da bu yanıta karşılık:
- Sen bana vatan haini mi demek istiyorsun. Vatan haini sensin. Senin anan vatan haini, baban vatan haini diye çıkışıyor.
....

Bu olaydan sonra Recep Akdağ gence hakaret davası açıyor ve tutuklanmasına sebep oluyor.
Bu noktada benim aklıma şu geliyor; "bu genç, eğer orada Recep Akdağ'a hakaret etseydi, korumalar zaten üstüne atlardı" ki zaten Millyet'in 15 Temmuz 2007 haberinde de bu genç aynı şeyi söylüyor.

Sunday, May 13, 2007

6 aydır yazmıyorum buraya. Bu 6 ayda Türkiye'de çok şey değişti. Recep Tayyip Erdoğan , artık "güç bende artık" dememesi gerektiğini öğrendi cumhurbaşkanlığı seçim süreci ile. Cumhuriyet mitingleriye millet ona "Ben yaptım, oldu" davranışının yanlış olduğunu gösterdi. İstanbul'da, Ankara'da yüzbinler; Manisa'da, Çanakkale'de onbinler bayraklarını alarak Ak Parti hükümetine karşı olduklarını gösterdi. Bir noktaya kadar bu mitingleri desktekliyorum çünkü artık AKP ülkede kendi kesimi dışındaki insanları da gördü, onların varlığını hissetti, "ben yaptım, oldu" düşüncesinin nasıl bozguna uğradığını gördü. Mitinglerin olumsuz kattığı hava ise insanların artık balkonuna bayrak asmış ve ya asmamış olarak ikiye ayrılmaya itmiş olması. İtmiş olması diyorum çünkü henüz böyle bir şey yok, herkes bu düşünceye sahip değil, umarım da bu düşünceye sahip olmazlar. Ama Manisa'da mitingin ertesi günü önümde bir bayanın, "aa kız, şu bayrak asmamış" demesi beni ürküttü. 80 öncesinde "ya sağcısın ya solcusun" görüşüne benzer bir görüşün (yani iki uç noktanın bulunduğu görüşler) tekrarlanmamasını umuyorum, istiyorum.