Bugün Alsancak'ta Kıbrış Şehitleri Caddesinde yürürken, bir anda bağrışmalar çağrışmalar duydum ve ardından bir grup gencin yine kendi yaşlarında bir genci sopalarla kovaladığını gördüm. Kaçan genç düşe kalka etrafta elma şekerlerini dağıta dağıta hemen solumdaki sokağa girdi ve onu kovalayan gençler o an onu kovalamayı bıraktılar. Bu esnada gözüme bir şey takıldı; bir elinde sopa bir elinde Che'nin resmini içeren bir broşür tuttuğunu gördüm kovalayan çocuklardan birinde. Ve ardından ellerinde sopa olan başka bir çocuk koşmaktan yorulmuş olan sesiyle, nerdeyse hiç ses almadan şunlar söyledi: "Biz burada bildiri dağıtıyoruz. Bir burada ÖSS'yi kaldırmaya çalışıyoruz. Biz özgürlük ve eşitlik istiyoruz."
O an bir sinir ve üzüntü kapladı içimi; adam döverek ÖSS mi kaldırılıyor, eşitlik mi geliyor, özgürlük mü geliyor? Bu mudur yani özgürlük?
Çok üzüldüm, çok.
Saturday, November 25, 2006
Sunday, November 05, 2006
Bundan 2-3 hafta önceki "Abbas Güçlü ile Genç Bakış" programında sokaktaki gençlere (benim yaşıtım olan kişilere) soruyorlar; "Atatürk'ün ölüm yılı nedir? Maliye Bakanı kimdir?". Yaklaşık olarak 5 gence sordular bu soruları ve sadece biri Atatürk'ün ölüm yılını bildi. Ne yazık değil mi? Ama hepsinin bildiği bir soru vardı; "Nane nane şarkısını kim söylüyor?". Bu sorunun cevabını herkes verdi, çok ilginç. Ajdar diye biriymiş, herkes tanıyormuş, ben niye tanımıyorum?
Ve işte böyle bir ortamda seçilme yaşı 25 oldu. Umarım milletvekilliğini ekmek kapısı olarak görenler gidip aday olmaz.
Ve işte böyle bir ortamda seçilme yaşı 25 oldu. Umarım milletvekilliğini ekmek kapısı olarak görenler gidip aday olmaz.
Wednesday, November 01, 2006
Bursanın İznik ilçesinde bir köyde ihtiyar heyeti seçimlerinde sandıktan ilginç isimler çıkıyor. Seçilen 5 kişinin dördü akli dengesi yerinde olmayan insanlar. Köylüler muhtarın hizmetlerini beğenmeyip tepki olarak böyle bir şey yapıyorlar. Dün akşam haberlerde geçti bu. Ardından canlı yayınla köyün kahvesine bağlanıyorlar, kim oy verdi ve neden verdiniz röportaj yapalım diyorlar, kimse ben verdim demiyor, hatta biri çıkıyor utandık biz bu durumdan diye. Ben de anlamıyorum durumu tabi ki, bunda utanılacak ne var ki, muhtarınız istediğiniz gibi biri değilmiş ve siz de onu bu şekilde protesto etmişsiniz. Ne var yani? Köyün kahvesindeki haberci arkadaş da konuşacak kimseyi bulamayınca şu şekilde bitiriyor cümleyi; "Biz burada köylülerin muhtara demokrasi dersi verdik demesini bekliyorduk ama anlaşılan kimse konuşmak istemiyor".
Subscribe to:
Comments (Atom)
